19 Temmuz 2008 Cumartesi

Rüzgar...

Sevgin, içimde uçardı. Durmadan büyürdü. Rüzgar gibi asiydi. Uslanmaz ve hırçındı. Yola çıkıp aynı limana geri dönmekti benimki. Çıktığım bütün yolların sonunda sevgin duruyordu. Koşulsuz ve her ihtimalde sevmeyi senden öğrendim.
Biraz korkaktı benim hayallerim, seninkilerden belki de tek farkı buydu. Şehir, insanı ürkek yapabiliyordu, inkar etmeye alışıyordun kendini... oysa içimde ki en büyük gerçektin sen. Bana ait bir gerçek. Korkuları, salmadan yaşamak insana çok şey öğretiyordu... Sen onları bırakmayınca onlar seni bırakmıyordu. Anladım.
Sen, benim en sert esen rüzgarımdın. En asi yanımdın. Sen olmayınca, bu koca şehrin tüm sokaklarında seni arıyordum. Bir gün yine seni bulacağımdan emin, çok yol gittim. Beni senden ayıran korkularıma veda etmeyi yollarda öğrendim.
Ehlileşen korkularım ve bütün rüzgarlarımla yanındayım.
Bu son.Yemin ederim.





24 Aralık 2007 Pazartesi

Dedem ve ben
















Dede,
Ölüm ne demek? Ölmek ne demek? Kavuştun mu huzura? Dindi mi acıların...ağrıların? Morfinlerle uyuttular seni... hiç istemedin, hiç razı değildin.
Sustun yine de... az konuştun. Hep az konuştun.Çok dinledin. Büyüklük bu mu dede?
Rüzgarları seninle sevdim ben, hiç korkmadım rüzgardan. En çok poyrazı seviyorum, adamı adam gibi yapan poyrazı...esti mi senin gibi esen poyrazı.
Sen benim poyrazımsın dede. Sen belki hiç bilmedin, ben belki hiç belli etmedim. Ben birini çok sevdim biliyormusun dede, senin doğduğun topraklarda doğmuş birini.Senin memleketten hani... İlk tanıştığımızda 'kan çekiyor galiba 'demiştim ona, sadece gülümsemişti. Onun gözlerinde denizleri gördüm ben dede, senin o sevdiğin bütün denizleri...
Nasıl geçti bir ömür? Çok sevdin mi sende ? Kimi en çok sevdin? Sevdalar kaldı mı derinlerde? Yetti mi dede? Sığdı mı ne varsa? Hangi pişmanlık yaktı en çok içini? Hangi doğrunun peşinde heba ettin yanlış olan doğruları? Ne zaman tükettin en delikanlı sevgini? Susup ta söylemediğin ne vardı? Korkup ta yapmadığın ne?








14 Ekim 2007 Pazar

Siz en son nereyi özlediniz?




Ada'yı en son ne zaman özledim? Yağmurlu bir İstanbul sabahı mı? Dün gece mi?
Özlemeyi en çok sevdiğim yer orasıydı. Siz en son nereyi özlediniz? Özlemeyi sevdiniz mi? Herşeyden uzak olduğunuzda, size en yakın yer neresi? Bir iskelede hiç bekleyeniniz oldu mu? Her defasında, hiç usanmadan?
Ben en çok Ada'yı severim...

09 Ağustos 2007 Perşembe

Boreas'ın kızı kıyılardan döndü...


Kıyılardan dönmek... Ege'nin rüzgarını bırakıp şehre dönmek. Aklımda esen rüzgarlara yenilmek... Bu kış yine hayallerimle beslemek denizleri. Avuçlarımda sinmiş tuzun kokusu. Gerçeklerle karşılaşmak. Gerçeklerden kaçmak için kıyılara gitmek. Gittiğini zannetmek. Hep aynı limanda demirlemek.
Bütün denizlerin, kendi 'iç denizinden' farklı olduğu düşünerek yanılmak... Farklı yollara girip hep aynı yola çıkmak. Her yolun sonunda kendini bulmak. Kendinle yüzleşmenin zorluğunu deniz kabuklarına teslim etmek. Kumların altına gömdüğünüz hayallerinizi, onların şahitliğinde çıkarmak nasıldır bilirmisiniz?

01 Temmuz 2007 Pazar

Boreas'ın kızı kıyılara gidiyor...


Kıyılara gidiyorum yine... deniz kabukları toplamaya.
Gün batımından sonra, dalgaların sesini dinlemeye, uzun ve yalnız yürüyüşlere...
Yolculuğumun sessizliğini onlarla paylaşmaya gidiyorum.
Yakında döneceğim avuçlarımda kucak dolusu hikaye ile...

01 Haziran 2007 Cuma

Boreas'ın kızı, yolculuğuna başlamıştı...

Herşey nasıl başladı? Aslında hatırlayamadığım kadar önce... daha ilkokul zamanlarıydı, resim yapıyordum, perspektif, renk ve boyutun hiç önemi olmadığı zamanlar... bir çok ressamın hayat hikayesini merakla okuyordum. Boya üretimini kendi yapan ressamlardan bahsediyorum, ustalardan yani...eserleri hiçbirşey uğruna yakılan ressamlardan...
Elime ne geçerse, olduğundan başka bir şekile sokmak için çabalıyordum. Zaman geçtikçe, illa yaratmak lazımdı... ortaya bir sürü şey çıkıyordu... İçten gelen bir şeydi bu, tarifini pek yapamadığım bir şey. Hiçbirşey bunu engelleyemiyordu. Zaman, gece, iş, yorgunluk... birdenbire yapasım geliyordu. Durduk yerde... Sonunda su yolunu bulmuştu galiba ... yaratacaktı. Sanat aşığı biri için, bu beklenen bir son idi belkide...

15 Mayıs 2007 Salı

Deniz kabuklarım


Kışın en güzel tarafı, sabahlara kadar deniz kabuklarıyla uğraşmaktı... Tabi bana yardım eden baş asistanım da:) benimle birlikteydi. Projeler üretiyorduk, arada da hayat üzerine kısa konuşmalar...